2015/12/05

Dikkat Eksikliği Öcü Değildir!


Hayatın Gerçekleri

Dikkat Eksikliği Yaşam Hakkını Kısıtlamaz

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan kişilerinde bu hayatı bizlerle beraber yaşamaya hakkı vardır.
Sorun ve problemlerle başa çıkma yolunda yaş olarak büyük insanlar fazla etkilenmemekle birlikte daha küçük yaşta olan bebek ve çocuklar gerçekten bu durumdan en fazla zararla çıkabilecek kişilerdir. Çünkü küçük çocuklar kendilerini ifade edebilme konusunda bizlere göre daha olgunlaşmamış yapıya sahiptir.

DEHB kişinin elinde olan bir durum olmamakla beraber Ailelerin ilk verdiği tepkiler benim çocuğumda herhangi bir rahatsızlık yok diyerek savunmaya geçmeleridir.
Biz insanlar yaradılış fıtratı olarak sabırsız ve gerçekten fazla düşünmeden karşımızdakilere tepki vererek, kendimizi savunmaya çekiyor olmamız bizleri birçok konuda hataya düşürebilir.

“ Dilin kemiği yok ki! ”

Aslında dinlemeyi öğrenebilsek ve düşünüp ondan sonra harekete geçebilsek ne bizler üzülürüz ne de  diğer insanları kırıp üzeriz.
Bazı şeyleri kabullenmeyi öğrenmenin artık gerekli bir duygu olduğunu anlamamız en doğru olanıdır. Bunlardan birisi de DEHB olan kişilerle yaşamımızı sürdürebilmektir. Zor ve çok sabır isteyen bir konu olsa da Hiperaktif Çocuklarla Yaşamın Zorluk ve Güzelliğini görmeliyiz ;
“Yaradılanı severiz, Yaradan dan ötürü “

Diyerek hayatımıza bu şekilde devam etmeliyiz.




Evde çocuklarımızda, işte arkadaşlarımızda veya akrabalarımızda mutlaka Dikkat Eksikliği (DEHB) bulunan kişiler vardır. Fakat bizler bunun farkında değiliz. İnsanları olduğu gibi kabul etmemek artık geride kalmış bir davranıştır. Herkesin içinde bulunduğu duruma göre yargılamak yerine, insanları insan oldukları için kabul etmek mantıklı olan bir davranıştır.
Özellikle bizler anababa olarak çocuğumuzda DEHB olduğunu fark edemeyebiliriz, çünkü bu alanda uzman değiliz, sadece  iyi birer evlat yetiştirmeye çalışan kişileriz.
Bu konuyla karşı karşıya gelmiş bir anababaysak, ilk yapmamız gereken profesyonel kişilerden ve hastanelerden yardım alarak onların yönlendirmeleri il birlikte çocuğumuzun ve kendimizin hayatını bir düzene sokmaktır.  
Dert ve sorun dünya var olduğu sürece devam edecektir. Biz buna dert veya sorun olarak bakmıyoruz, özellikle evlatlarımız Rabbimizin bizlere bağışladığı birer emanettir. Onlara gerçekten emanetlere nasıl sahip oluyorsak öyle sahip olmalı ve  sorunları düşünmek yerine doğru soruları sorarak çözümlere odaklanmalıyız. Doğru cevaplar bulmak için doğru sorular sormayı da öğrenmeliyiz.

“ İçinde EŞK olan kişi soruna ve derde değil gönderene bakar ”

Her hareketli çocukta DEHB olmayabilir. Yaramaz çocuk ile DEHB olan çocukların karakteri ve davranış şekilleri farklıdır. Yaramaz çocuk bilerek ve isteyerek yaparken, Dikkat Eksikliği (DEHB) olan çocuk elinde olmadan, dikkatini toplayamadığı için veya hareketliliğini kısıtlayamadığı için yapar.
Oğlumuz doğduğunda bizimde böyle rahatsızlıklardan haberimiz yoktu, bir yaşına girene kadar böyle bir problemimizde yoktu. Ne zaman bir yaşına girip yürümeye başladı, bizim için hayatın değişim noktası oldu. Her gün yeni sorun ve problemlerle karşı karşıya kalmak, devamlı hastanelerde olmak, eşyaların zarar görmesi, çocuğun başına kötü bir şey gelecek kaygısı ile devamlı çocuğu takip etmek, gerçekten zor bir durumdu.
O günlerde başımıza gelenleri yazsak roman olurdu diyorduk, bugün yazıyoruz blog oluyor. 
Normal zamanlarda her şey günlük güneşliktir, ama ne zaman başımıza bir olay gelse başlarız dert yanmaya çünkü sabır diye bir duygu yoktur içimizde.
Herkesin sabır seviyesi farklıdır,  fakat belirli zamanda sonra sabır küpü de kırılabiliyor insanın.




Peki ne yapmalıyız? Elektronik aletler gibi bazen sabrımızı da şarja taksak iyi olur, ama bitmeden.

Evlatlarımız ve eşimiz Rabbimizin bize emanetleridir, emanete de gözümüz gibi bakmak bizlerin boynunun borcudur.
Unutmamalıyız ki karıncaya yaptığımızın bile hesabını vereceğiz, gerisini siz düşünün.

“ Aile bir ülkenin en temel taşıdır “


Devam Edecek;

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Saygı ve Sevgi çerçevesinde tüm yorumlarınızı bekliyorum.